Son dönemde bazı hastanelerin kendi bünyelerindeki fotoğrafçılar hariç anne adaylarının seçtiklerine izin verilmeyeceği yönünde bir haber duyulunca Facebook da var olan Doğum Fotoğrafçıları Grubu el ele vererek var olan 143 üye ortak bir kampanya ile bu duruma dikkat çekmeye çalışıyor. Konuyla ilgili olarak change.org‘da da bir imza kampanyası başlatılmış durumda. Arzulanan çok basit. Doğum fotoğrafçılarını aileler kendileri seçsin !
Hamilelik ve İş Hayatı, Bebekler ve Moda, Kariyer ve Anne, Kadın ve Güzellik, Yeni Çıkan Ürünler
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Şubat 2014 Pazartesi
16 Ocak 2014 Perşembe
Gribal ve de Tribal
Yazının başlığından da anlayacağınız üzre bu bir enfeksiyon vakkası, geçtiğimiz haftalarda Aden Rüzgar epey telaşlandırdı bizi. Malum bir de ilk çocuk, tecrübesizlikte var serde. Bu sebeple zor zamanlar yaşadığımız doğrudur. Bir sabah uyandığımızda baktım çocuk öksürüyor, kıyamam ben ona küçük adamım benim tam öksürmeyi de bilmiyor :) Ortaya karışık bir şeyler yapıyor anlayacağınız. Bu arada küçük adam dediğime bakmayın baya baya büyüyoruz biz. Cumartesi günü tam dört aylık olacağız :)
Neyse... Tabi o öksürüğü duyunca sardı beni bir telaş, babamızı aradım ve hemen hastanede buluştuk. Tam tahmin ettiğim gibi çocuk birinden enfeksiyon kapmış ve öksürüğe sebep oymuş. Çok ama çok sinirlendim, kalabalık bir ortama girmiştik bir dönem, orada hiç ama hiç hoşlanmadığım şeyi yaptılar bir kaç münasebetsiz. Küçücük bebeği öpmek ne oluyor Allah aşkına, biri bunu açıklasın bana ? Ben kendi bebeğimi öpmeye kıyamıyorum, geliyor yabancının biri pat diye yapışıyor çocuğun yanağına. Bu kadar acımasız eleştiri yapıyorum diye karşı çıkanlar olabilir aranızda ama bu yoruma kapalı bir konudur. Sonbahar & kış ayları grip virüsünün en yaygın olduğu mevsimler, tek ricam bu konuda biraz daha tedbirli olmamız. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar... Bu konu hakkında :)
Doktorumuz Müjde Hanım epey ilgilendi Rüzgo ile, basit formüllü bir öksürük şurubu yazdı. Allah'tan ki öksürük ciğerlerine inmemişti. Eve geldik ve Rüzgo ateşlendi, böyle durumlarda içim çok acır, yanar ama çok soğuk kanlı durabilirim bir yandan da. Şükür ki Rüzgo'nun ateşlenmesinde de böyle davrandım ve bir kaç doktor tavsiyesi ile ateşini düşürebilmeyi başardım. Ertesi gün tekrar götürdük Rüzgo'yu hastaneye, bu sefer durum bir tık daha ilerlemişti, acayip moralim bozuldu doğal olarak. Biliyorum çocuk bu, hasta olacak, burnu akacak öyle öyle büyüyecek ama anne yüreği işte. Öte yandan işe başlayacak olmamın telaşesini de taşıyordum, istiyordum ki çocuğum benim kendi ellerimde iyileşsin de onu öyle bırakıp işe gelmeyeyim. Ve öyle oldu da :) Rüzgar'ın şurubunu değiştirdi Müjde Hanım, bol bol serum fizyolojik uyguladık bir de. İki-üç güne toparladı paşam. Ama ya sonra ne oldu dersiniz ? Biz karı-koca kaptık mikrobu. Haydaaaa... Bu seferde kim kime bakacak şaşırdık, aldık soluğu Bursa'da. Bıraktım kendimi annemin ellerine :) Koca bir yanda ben bir yanda, Rüzgo gülücükleriyle... Neyse ki atlatmayı başardık bu virüsü bu seferlik. Allah'ım bir daha yaşatmasın, hele ki bebeğime... Dayanamıyorum, eriyorum onun acı çektiğini gördükçe. İstiyorum ki ona bir şey olmasın, canı yanmadan büyüyüversin :)
Anne olmak harika bir duygu. Hastalıkta sağlıkta, uykusuz her gecede... Hayatım boyunca başıma gelen en güzel şey Aden... O'nun varlığı unutturuyor her şeyi. İşten eve o berbat trafiği çekip çok geç saatte ve yorgun geliyorum ama onu bir görüyorum ya, o bana öyle neşeli neşeli gülüyor ya bitiyor her şey. İnanın uykusuzluğa gelemeyen ben, ofiste hiç uyuklamıyorum :) Allah veriyor her şeyin gücünü. Bu büyük bir mucize.
Lütfen başkalarının çocuklarını uzaktan sevmeyi bilelim, siz bir kere öpeceksiniz diye hem çocuk hem anne hem baba kahroluyor. Ve o zaman onların yanında kimse olmuyor (!) Bu konuda daha çok özveri ve her şeyden önce saygı bekliyorum ben kendi adıma.
Sağlıcakla kalın...
Neyse... Tabi o öksürüğü duyunca sardı beni bir telaş, babamızı aradım ve hemen hastanede buluştuk. Tam tahmin ettiğim gibi çocuk birinden enfeksiyon kapmış ve öksürüğe sebep oymuş. Çok ama çok sinirlendim, kalabalık bir ortama girmiştik bir dönem, orada hiç ama hiç hoşlanmadığım şeyi yaptılar bir kaç münasebetsiz. Küçücük bebeği öpmek ne oluyor Allah aşkına, biri bunu açıklasın bana ? Ben kendi bebeğimi öpmeye kıyamıyorum, geliyor yabancının biri pat diye yapışıyor çocuğun yanağına. Bu kadar acımasız eleştiri yapıyorum diye karşı çıkanlar olabilir aranızda ama bu yoruma kapalı bir konudur. Sonbahar & kış ayları grip virüsünün en yaygın olduğu mevsimler, tek ricam bu konuda biraz daha tedbirli olmamız. Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar... Bu konu hakkında :)
Doktorumuz Müjde Hanım epey ilgilendi Rüzgo ile, basit formüllü bir öksürük şurubu yazdı. Allah'tan ki öksürük ciğerlerine inmemişti. Eve geldik ve Rüzgo ateşlendi, böyle durumlarda içim çok acır, yanar ama çok soğuk kanlı durabilirim bir yandan da. Şükür ki Rüzgo'nun ateşlenmesinde de böyle davrandım ve bir kaç doktor tavsiyesi ile ateşini düşürebilmeyi başardım. Ertesi gün tekrar götürdük Rüzgo'yu hastaneye, bu sefer durum bir tık daha ilerlemişti, acayip moralim bozuldu doğal olarak. Biliyorum çocuk bu, hasta olacak, burnu akacak öyle öyle büyüyecek ama anne yüreği işte. Öte yandan işe başlayacak olmamın telaşesini de taşıyordum, istiyordum ki çocuğum benim kendi ellerimde iyileşsin de onu öyle bırakıp işe gelmeyeyim. Ve öyle oldu da :) Rüzgar'ın şurubunu değiştirdi Müjde Hanım, bol bol serum fizyolojik uyguladık bir de. İki-üç güne toparladı paşam. Ama ya sonra ne oldu dersiniz ? Biz karı-koca kaptık mikrobu. Haydaaaa... Bu seferde kim kime bakacak şaşırdık, aldık soluğu Bursa'da. Bıraktım kendimi annemin ellerine :) Koca bir yanda ben bir yanda, Rüzgo gülücükleriyle... Neyse ki atlatmayı başardık bu virüsü bu seferlik. Allah'ım bir daha yaşatmasın, hele ki bebeğime... Dayanamıyorum, eriyorum onun acı çektiğini gördükçe. İstiyorum ki ona bir şey olmasın, canı yanmadan büyüyüversin :)
Anne olmak harika bir duygu. Hastalıkta sağlıkta, uykusuz her gecede... Hayatım boyunca başıma gelen en güzel şey Aden... O'nun varlığı unutturuyor her şeyi. İşten eve o berbat trafiği çekip çok geç saatte ve yorgun geliyorum ama onu bir görüyorum ya, o bana öyle neşeli neşeli gülüyor ya bitiyor her şey. İnanın uykusuzluğa gelemeyen ben, ofiste hiç uyuklamıyorum :) Allah veriyor her şeyin gücünü. Bu büyük bir mucize.
Lütfen başkalarının çocuklarını uzaktan sevmeyi bilelim, siz bir kere öpeceksiniz diye hem çocuk hem anne hem baba kahroluyor. Ve o zaman onların yanında kimse olmuyor (!) Bu konuda daha çok özveri ve her şeyden önce saygı bekliyorum ben kendi adıma.
Sağlıcakla kalın...
2 Eylül 2013 Pazartesi
Hastane & Doğum Çantası
Eveeet, geldi çattı doğum denilen şey. Nihayet bende hastane çantamı hazırladım dün akşam. Biraz zor ve telaşlı oldu ama sonunda oldurdum. Eğer sizde ben gibi 37.haftadaysanız ve doğum çantanız hazır değilse ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Nasıl gözümde büyüttüm ben bu olayı tahmin bile edemezsiniz, her şeyin mükemmel olmasını isteyen ben gibi pimpirikli anneler varsa bu yazı biraz olsun rahatlatacaktır onları. Hamile olmak dünyanın en zor ve en özel olayı bence. Zor diyorum çünkü sizi neler bekliyor hiç bilmiyorsunuz, ne yaşayacaksınız, ne hissedeceksiniz tamamen muamma. Herkes bir şeyler anlatıyor ancak herkesin anlattığı & yaşadığı kendine. Dün akşama kadar çok rahatsızdım ya doğurursam, hiçbir şeyim hazır değil vs gibi kaygılar içerisindeydim. Bolca alışveriş yaptım, alacak listem bitti neredeyse ama bir türlü toparlanamadım ben. Evin bebeğe hazırlığı, bebeğin hayata hazırlığı, annenin doğuma hazırlığı hep farklı etaplar bana göre. Her bir etap için ayrı bir efor gerekiyor. Hele bir de ilk heyecanınız ise, yandınız. İnsan nereden başlayacağını bile bilemiyor. Ben çok fazla araştırdım, güvendiğim kişilerden hep bilgi aldım ve en önemlisi doktorumla hep iletişim halindeyim. Tamam, belki abartmış olabilirim ama ne yapayım elimde değil. Siz değerli anne adaylarına nacizane tavisyem hamile iken kesinlikle ev dekorasyon değişikliğine girmeyin, girecekseniz de hamileliğinizin ilk dönemlerinde bu işi halletmeye bakın çünkü top gibi bir karınla ev işi yapmak epey zor oluyor. Hele bu işleri yaparken yalnız iseniz, bir daha düşünün derim. Temizlik için yardımcım olduğu halde epey zorlandım, 72 saatte evi anca yerleştirebildik eşimle. Eşime yeri gelmişken burdan bir kez daha teşekkür ediyorum, hamileliğim boyunca hep yanımda oldu ve her konuda en büyük ve tek yardımcım o idi.
Gelelim hastane çantama (valla benim diye söylemiyorum ama şahane oldu), arkadaşlarım benimle dalga geçiyorlar kaç gün kalacaksın diye ama olsun :) Ben böyleyim... Şansa bırakmam hiçbir şeyimi. Söz konusu doğacak yavrum ise hele... Tek temennim bir an önce oğlumu sağlıkla kucağıma almak artık...
Artık çok az kaldı, heyecan dorukta.
Bu arada Köfte'nin adı Rüzgar :) Rüzgar için geri sayıma başladığımız günler bunlar...
Sevgiyle kalın...
Gelelim hastane çantama (valla benim diye söylemiyorum ama şahane oldu), arkadaşlarım benimle dalga geçiyorlar kaç gün kalacaksın diye ama olsun :) Ben böyleyim... Şansa bırakmam hiçbir şeyimi. Söz konusu doğacak yavrum ise hele... Tek temennim bir an önce oğlumu sağlıkla kucağıma almak artık...
- Bebeğiniz için hastane çıkış diye nitelendirilen iç body & tulum & şapka & eldiven takımı. Hastanelerin bir çoğu bu hizmeti size veriyor ancak ben kendi aldıklarımın giydirilmesi taraftarıyım. Bu takımdan çantama 3 adet yerleştirdim bile.
- Bebeğiniz için çorap (3 çift)
- Kendiniz için rahat gecelik & pijama takımı. Zorlandığım tek alışveriş buydu diyebilirim, ben boncuğu vs çok sevmem. Abartıdan uzak modeller aradığım için karar vermem daha doğrusu ne istediğimi bulmam epey zor oldu. Sonunda metrocity Katia mağazasında aradığım buldum. Ben gibi şık sadelik seven güzel annelere tavsiyemdir. Ben bir adet gecelik, bir adet pijama takımı aldım. Ve sabahlık tabiki...
- Rahat bir terlik
- Anne için çorap
- 2 adet emzirme sütyeni (en nefret ettiğim durumlardan biri başkasının yanında göğüsler fora deyip emzirme olayı ve diğerlerinin sanki tercih hakkımız yokmuş gibi düşüncesizce yanımızda olmaları)
- Doğum modelinize göre iç çamaşırı (ben normal doğum düşünüyorum bu yüzden korseli 3-4 adet iç çamaşırı ve yine ne olur ne olmaz diye de 3-4 adet sezeryan için %100 koton yüksek belli iç çamaşırı koydum kendime)
- Göğüs kalkanı
- Göğüs ucu kremi
- Göğüs pedi
- Diş fırçası & macun
- Deodorant
- Bebeğiniz için ince penye & kalın battaniye (ben ikisinden de koydum)
- El havlusu (hastanede olacaktır muhakkak ama ben kullanmak istemediğimden bir tane aldım yanıma)
- Lohusa tacı :) olmazsa olmaz şekerim :) (ben kırmızı aldım kendime, al basmasın diye) :p
- Hamilelik takip dosyanız (eşinize mutlaka bildirin, o an nerede olduğunu hatırlayamayabilirsiniz)
- Hijyenik ped ve bebeğiniz için yenidoğan bezi (bu hizmetleri de hastaneniz veriyordur ama ben ne olur ne olmaz diye yanıma da aldım)
- Hastane çıkışında kullanmak için ana kucağı
- Hastane çıkışı için rahat günlük kıyafet
- Kirli torbası
- İhtiyacınız olabileceğine karşın duş jeli & şampuan setiniz (ben büyük boyları yanımda taşımaktansa Watsons mağazasından seyahat boylarını aldım)
- Makyaj yapmayı düşünüyor iseniz mutlaka yüz bakım ürünlerinizi yanınıza alın derim. Makyaj malzemesine gerek olur mu bilemiyorum çünkü zaten hastanenin kuaför hizmetleri oluyor. Şahsen ben ordan yararlanacağım. Bir de onları yük etmeye gerek yok kanımca.
Artık çok az kaldı, heyecan dorukta.
Bu arada Köfte'nin adı Rüzgar :) Rüzgar için geri sayıma başladığımız günler bunlar...
Sevgiyle kalın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

