mutlu çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutlu çocuklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2014 Pazartesi

Kaliteli Yaz Tatili Etkinliği Nasıl Olur ?




Merhaba sevgili anneler,
Umarım bomba gibi bir yaza hazırsınızdırJ şahsen gerçekten bu sene beynimin dışında bedenimin de yorulduğunu hissediyorum. İnşallah bu yazı gerçekten kaliteli geçirir ve dinlenirim.
Bu Cuma, çocukların karneleri veriliyor. Zaman aslında muhteşem hızlı geçiyor ve yapacaklarımı yetiştirmek adına sürekli not tutuyorum. Çocuklara sene içinde ne kadar çok söz verdiğimi görüyorumJ 17 öğrencimin hepsi bu sene mezun oluyor. Seneye mini mini 1 olacaklar. Gerçekten onlar adına ben heyecan yaşıyorum. Acaba öğrendiklerini hayata geçirebilecekler mi? 1. sınıfın temposuna ayak uydurabilecekler mi?...aklımda bin bir soru. İstiyorum ki çok ama çok başarılı olsunlar ve seneler sonra benimle karşılaştıklarında mesleklerini eline almış ve iyi ki bizim öğretmenimiz olmuşsunuz desinler. Beni güzel hatırlasınlar. Her gün yatağa yattığımda mesleğimle ilgili tek duam bu.
Ancak galiba benim yetiştirdiğim öğrenciler senenin başlarında biraz bocalıyorlar. Çünkü zaten okul öncesi 1. sınıftan farklı iken bir de çocukların farklı ortam, farklı arkadaşlar, farklı ilgi alaka görünce hayal kırıklığı yaşayabiliyorlar. Sorun bende ama ne yapayım şımartıyorum galiba çocuklarımı. Ama neyse ki alışınca depar atıyorlar arkadaşlarına, güzel haberlerini alıyorum. Tabi bu da harika hissettiriyor kendimi. Sürekli öğretmenleri ve velilerimle iletişim halinde olmaya çalışıyorum. Şimdi sıra bu seneki bıdıklarımdaJ inşallah sorunsuz bir şekilde okullarına adapte olurlar. Özgüvenlerini hiç kaybetmezler. Onlara şimdiden başarılar diliyorum.
Gelelim bu yaz için çocuklarımızla neler yapabiliriz?
Okul öncesinden 1. sınıfa, ilk okuldan orta okula, orta okuldan liseye, liseden üniversiteye… nedense bu geçişlerde  hep zorlanılmıştır. Eğer ki sizin çocuğunuz da bu geçiş aşamasında ise lütfen biraz kulak kesilelim.
*Her zaman dediğim gibi kurallarınız hayat şekliniz olduğu sürece aslında pek problem yaşamıyorsunuz. Çünkü devamlılık aslında bir püf nokta hayatımızda. Esneklikler elbette ki yaşanacaktır. Ancak bunu çocuğunuza her zaman gerekçeleriyle açıklamanız ve  geçici bir durum olduğunu belirtmeniz gerekmektedir.
*Yazın tatildesiniz ve çocuğunuz da dinlenmeli. Uyku düzenini nasılsa tatilde diye düşünerek bozmaya çalışmayın. Düzen kolay oturtulamaz ancak kolay bozulabilir. Dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum.
*Özellikle hassas olduğum nokta televizyon, bilgisayar, oyunlar, çizgi filmler…gerçekten zaman kaybından başka hiçbir getirisi yok aksine götürüsü olmakta. Çocuklarınız sizin her şeyinizse bu konuda onları korumak ve gerekli tedbirleri almakta sorumluluk tabiî ki sizde. Onun yerine kitap okumalarına destek olun, yol gösterin. Bu sayede daha sosyal, özgüvenli, kültürlü…çocuklarımız olacaktır. Tam da burada önemle altını çizmek isterim ki çocuğunuzun kitap okumasını isterken sizin televizyon izlemeniz elbetteki olumlu bir örnek olmayacaktır unutmayalım. Kitap okumak için okuma yazma bilmek gerekmez çocuklar resimlerine bakarak da harika kitaplar okuyabiliyor. Deneyin derimJ
*Bir öğretmen olarak istediğim şey şu ki sene içinde öğrendiklerini (özellikle okul öncesinde olanlar yazın pekiştirmeliler) tekrarlamalarıdır. Temelimiz ne kadar sağlam olursa o kadar iyi. Kağıtları kesin, yapıştırın, çizin, meyveleri sayın, toplama çıkarma yapın, eğitici oyuncaklarla düşünmesini sağlayın… her gün mutlaka okuldan kopmamak adına bir şeylerle ilgisini çekin. Okula daha kolay uyum gösterecektir.
*Çocukların etrafını keşfetmesine izin verin. Dokunsun, yesin, kendi hayatında etkin hale gelsin. Büyüdüğünü hissetsin. Sorumluluklarını bilsin. Çünkü okul öncesinde bizler çocukla daha birebir iletişim halindeyiz ancak ilköğretimde teneffüs var ve okulda kendinden büyükler de olacak. Bu gibi durumlarda nasıl davranması gerektiğini öğrenmesi gerekmekte. En azından sizin veya başka bir büyüğü olmadan da kendisini koruyabilmeli ve bakımını sağlamalı. Bunu en iyi gözlemleyebileceğiniz yerler çocuklar için hazırlanan farklı ortamlar. Mesela sinema, tiyatro, görev aldığı bir gösteri…
*Bir diğeri de evde zaman geçirmek yerine çevre gezlerine mutlaka zaman ayırın. Bu sayede iletişim kurması gelişecek ve pekişecektir.
*Gelelim asıl meseleye, belki öğretmen olarak söylememem gereken bir şey ama her çocuk her öğretmenle iyi bir iletişim kuramayabiliyor. Aralarında bir şeyler eksik ya da fazla ama bir şeyler yolunda gitmiyor. Bu sebeple çocukların ilgi ve istekleri, sizin gözlemleriniz… gibi bir çok etkeni düşünerek ona uygun bir öğretmen tercihiyle çocuğunuzu eğitim- öğretime başlatın. Çünkü bu çocuğun eğitim hayatında gerçekten çok ama çooooook önemli.
Kendimden hatırlıyorum. Sınıf öğretmenim matematiği çok önemsiyordu ve üstüne düşerdi. Öğretmenimizi çok severdik ve gerçekten çok kaliteli bir öğretmendi. Biz sınıfça matematiği onun sayesinde sevdik ve başarı gösterdik. Bunun aksine lisede fizik öğretmenimle yıldızım hiç barışmadı bu da notlarıma yansırdı tabi. Sırf fizik öğretmenimin yüzünden sayısala gitmemiştim. İşte böyle. Eğitim hayatımızda öğretmen her şey. Yazdan araştırmalara başlayın derim.
Velilerime her sene sonunda söylerim bunu. Tabi burada uygulanamıyor ama siz bulunduğunuz yerlerde şansınızı deneyin. Çocuklarımız kıymetli.
Çocuğunuzla kaliteli, güzel, eğlenceli geçireceğiniz bir yaz dileğiyle.

Kars’dan sevgiler. 

Sabiha Özkan BADA
Okul Öncesi Öğretmeni

28 Nisan 2014 Pazartesi

ÇOCUK EŞİT DEĞİLDİR ŞİDDET (!)


Çoooook uzun oldu gerçekten. Ama okul öncesinin öğretmenler için çok zorlu geçen bir dönemini alnımın akıyla bitirmiş bulunmaktayım. Oy oyyy ‘23 Nisan’ beni benden alıyor. Ancak bir o kadar da gösteri ve program hazırlamaktan da büyük zevk alıyorum. Çocukların kesinlikle gösteri yapmalarını destekleyen tarafım sonuna kadar. Keşke işler rayında gitse daha da bir motive olacağım. Ama nerdeeeee! Her sene illa perişan olacağım durumlarla karşılaşıyorum.
Bu sene de kostümler çok sıkıntılıydı. Burada velilerin durumları sıkıntılı olduğundan zaten aidat diye bir şey olmayan okulumuzda her şeyi neredeyse bedavaya getirmeye çalışıyoruz. Bu da bizi oldukça yoruyor tabi. Bu sene de gösterimiz güzel olsun diye kostüm kiralamaya karar verdik. Ancak 2 ay önce verdiğimiz siparişler gösteriye 2 hafta kalaya kadar 2 kez kostümcü değiştirilerek iptal edildi. Ticaret ahlakı diye bir şey ne yazık ki kalmamış insanlarda. Güvenmek, inanmak… raflarda. Akşam saat 9’da en son kostümcümüzle kötü sonuçla sonuçlanan konuşmamızın ardından beni o halde gören eşimin desteğiyle 2 dakikada internetten rast gele seçilen ilk kostümcüyü o saatte aradım. Ağlamaklı sesimi duyan Fisun hanım gerçekten gönlümü okşadı. Rahatlattı. Maddi manevi tüm desteklerini sundukları bana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum buradan. 1 haftada kostümlerimizi hazırlayıp bize gönderdiler. Gösteri harikaydı. En önemlisi çocuklar mutluydular. Sizlerin aracılığıyla SİHİRLİ DEĞNEK KOSTÜM EVİNE çok çook çoook teşekkürler.
Gelelim  bu yazımızın konusuna, özellikle zamane çocukları dediğimiz zamanın çocuklarının şiddet ve saldırganlık durumlarına.
Eminim herkes çok sitemlidir. Ben de öyleeeeL ama ne yazık ki sadece okulda ya da sadece ailede düzelebilecek bir durum değil. Toplumun değişmesi gerekmekte. Siz de fark etmişsinizdir eminim, artık yetişkinler bile tahammül edemezken hiçbir şeye çocuklar ne yapsın. Yedik hormonları yedik radyasyonu genler ister istemez daha gergin oluyor.
Ancak çocukların durumu biraz daha farklı. Çocuklar 10 yaşına kadar neden-sonuç ve mantık gibi durumları kuramadıklarından bu gibi durumları görmek ne yazık ki mümkün. Çünkü doğal bir fiziksel tepkidir. Çocuklar bunu bir sebeple yapar ancak bunun bir mantığını aramayın çünkü işin içinde başka durumlar vardır. Bu durumların neler olduğuna bakalım:
Genler,
Çevre,
Ailede tutarsızlık,
Cezalar,
Sık boğaz eden kurallar,
Sevgi ve ilgi yoksunluğu,
Televizyon ve oyunlar…
Bu gibi etkenler söz konusu ve arttırmak da mümkün. Şimdi dilerseniz bu maddeleri biraz açalım.
Genler, her şeyde etkili olduğu gibi burada da etkili. Ne yazık ki genlerinizde agresiflik varsa çocuğunuzun uysal bir çocuk olmasını beklemenizin yüzdesi düşüktür. Genleriniz oldukça mülayim ancak çevrede sıkıntı varsa bu da zor. Çünkü çocuk mantık kurmaz sadece örnek alır. Bu sebeple çocuğun yanında neye güldüğünüze bile dikkat edin. Eğer şakalaşmak için bile boğuşan birisine güldüğünüzü görse çocuk başka yorumlar ve onu güzel bir şey sanıp, uygular. Hele hele ailede şiddet varsa çocuğunuzun saldırgan olmasını beklemezseniz ayıp olur. Ben zaten şunu hiç anlamadım. Bizim sahip olamadığımız şeyleri niye çocuklarımızdan bekleriz ki! Özellikle anne ve baba olmadan önce bazı şeylerin konuşulması gerektiğine inanıyorum. Mesela çocuğa baştan itibaren ortak davranılması çok çok önemli bir konudur. Babaların bu konuda özellikle daha özverili olması gerekmektedir. Örneğin çocukların velileri genellikle annelerdir. Neden babalar da veli olmasın. Bence imkanları çocuğumuz için biraz sıkıntıya sokabiliriz. Çünkü çocuklarımız her şeyden daha önemli olmalıdır. Ailede tutarsızlığı çözdük diyelim peki terbiyeli çocuklar yetiştirmek adına uyguladığımız cezalar ne olacak? Cezalarında bir seviyesi olmalı. Sevdiği şeyi ortadan kaldırmak, hırçınlık gösterdiği ortamdan uzaklaştırmak… gibi olabilir. Ancak fazlası daha da artarak geri dönen hırçınlığa sebebiyettir. Kurallar, kesinlikle kuralların olması gerektiği tarafındayım. Ancak bu çocuğunuz daha olmadan önce oturtulması gerekir. Çocuğa kural gibi değil de bir yaşam şekli, bir sorumluluk olarak benimsetilmelidir. Bu sayede hırçınlık ve saldırganlık aza indirgenir. Ancak aksi bir durumda çocuk için kuralları yıkmak daha cezbedici hale gelir. Ya da uyduğu kuralların yanında bir o kadar da hırçınlaşır. Hırçınlığı sevgimiz ve ilgimizle ( şımartmaktan bahsetmiyorum tabi) biraz olsun azaltmak mümkün elbette. Ve benim en çok sitem ettiğim unsur televizyon ve oyunlar. Aslında en kolay ortadan kaldırabilecekken en zor hayatımızdan çıkarttığımız ya da çıkartamadığımız şey. Niye? Neden bu kadar bağımlı tutuyoruz ki şu canımmmm çocuklarımızı o cam parçasına. Hadi güzel şeyler gösterilse el ense öperim ancak yok. Öğrendikleri tek şey saçma sapan şeyler. Güzelim beyinlerinin bilinçaltı nelere maruz kalıyor bir bilseniz. Oyunlarda ise çocuk hırstan gözleri dönüyor. Bu görüntüyü hoş bulan çılgın veliler bile var. Videolarını televizyonlar gösterdi, görmüşsünüzdür. Üzülüyorum, kayıp bir genç daha. Ama ailesi bu bilinçte olmadığından çocuğun ağlanacak haline gülüyorlar.
Peki neler yapmalıyız?
Yukarıdaki yazılanları sindirmeli ve hayatımızın bir yerlerine yerleştirmeliyiz. Sevgimizle çocuğumuzu büyütmeli, engelleyebildiğimiz olumsuzluları engellemeye çalışmalıyız. Saldırgan taraflarına ceza vermek yerine olumlu yönlerini yücelterek saldırganlığı söndürmeliyiz. Saldırganlık yaratan dürtüyü azaltmak için herhangi bir sporla uğraşmasını desteklemeliyiz. Tekrar belirtmeliyim ki biz bilinçli olursak çocuklarımızı da bilinçli yetiştiririz.  

Sevgiyle kalın…
Sabiha ÖZKAN BADA
Okul Öncesi Öğretmeni

10 Mart 2014 Pazartesi

Çocuk Demek...



Pulsuz Dilekçe

Sevgili Anne ve Babacığım,

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın.

Deneme ile öğrenirim. Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz. Oyunda, arkadaşlıkta, uğraşlarımda özgürlük tanıyın. Beni her yerde her zaman koruyup kollamayın.

Davranışlarımın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Bırakın kendi işimi kendim göreyim. Büyüdüğümü başka nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartın. Hep çocuk kalmak isterim sonra.

Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalır.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara sıra yanlışlıklar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak, birbirimize saygı ve sevginin azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder. Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve kesin sözler bende daha iyi iz bırakır. “Ben senin yaşındayken…” diye başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım.

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Bana yanılma payı bırakın. Beni korkutup sindirerek suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın. Yanlış davranışımın üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı müddetçe cezama katlanabilirim.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız kısa ve öz olsun. Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri bekleyin. Bana güvendiğinizi belli edin. Beni destekleyin; hiç değilse çabalayın. Beni başkalarıyla karşılaştırmayınız; umutsuzluğa kapılırım.

Benden yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkışmayın; bana süre tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin. Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yaklaştırır. Aslında bende sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çalışmayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum ara sıra sizi üzüyor belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana verdikleriniz yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; Yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın.

Benden “örnek çocuk” olmamı istemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.

Sevgiler, Çocuğunuz…

Benim, özellikle veli toplantılarımda okuduğum ve okuyacağım bir mektuptu yukarıda okuduğunuz yazı. Tek cümleyle bizi anlatan ve kulak verirseniz bize yardımcı olan ve yol gösteren bir yazı. Neredeyse tüm öğretmenler bu mektubu bilirler belki de sizler de biliyorsunuz. Peki, bizler bu mektupta yazılanları ne kadar dikkate aldık ya da alırız?

Önceki yazımda da dediğim gibi ebeveyn olmak dünyanın en zor mesleği ve en şefkat, sabır… gerektiren işi. Bu zorlukların mükafatı da büyük. Sadece karşımızdakinin çocuk olduğunu hatırlayalım.

Çocuk demek; küçümsemek ya da onları küçültmek değil,
Çocuk demek;onların göremediği ya da hissedemediği anlamına gelmez,
Çocuk demek; sadece sevmek değil,
Çocuk demek; çizgi filmler değil,
Çocuk demek; parayla satın aldıklarınız değil,
Çocuk demek…

Bir de yukarıdaki cümleleri olumluya çevirelim.

Çocuk demek; küçük de olsa birey oldukları ve saygı duyulmayı bekledikleri.
Çocuk demek; onların aslında her şeyi hissettiği ve hatta bunu size çeşitli yollarla belli ettikleri.
Çocuk demek; onlara sadece sevdiğini söylemek yerine belli de etmek.
Çocuk demek; zamanını iyi yönde değerlendirebileceği her şey.  
Çocuk demek; parayla satın alamadığınız duygular.

Sevelim, sevilelim, sevdiğimizi hissedelim ve hissettirelim. Zaman geçiyor. Elinizde olmadan bebeklerimiz büyüyor ve onlara yetişin. Yetişin ki bizler sizin çocuklarınızla gurur duyalım.

Her şey okullarda ya da hayatta öğrenilmez. Çocuğunuzun ilk öğretmeni siz olun.
Sevgilerle…

Sabiha Özkan Bada
Okul Öncesi Öğretmeni

29 Ocak 2014 Çarşamba

İşlik Kadıköy Çocuk Atölyeleri

Dün akşam Sevgili Evren Kıvançer'den harika bir mail aldım. Sağ olsun kendisi çocuk atölyelerindeki etkinliklerinden beni de haberdar etmiş. Üzülerek cevap verdim kendisine, bizim pirena daha çok ufak ama diğer minnoşlar bundan keyifle yararlanabilirler. Evren Hanım'dan etkinlik takvimini istedim sizlerle paylaşmak için. Keyifle gidebileceğiniz, sizin de faydalanabileceğiniz, miniklerinizin bu durumdan hoşnut kalacağı şahane etkinlikler bulacaksınız atölyesinde. Yaş grubu tutanlar bence çok şanslı, ben şimdiden oğlumun büyüyüp birlikte bu tarz etkinliklere katıldığımız günlerini hayal edip kendi çapımda mutlu oluyorum. Çocukların bu tarz aktivitelerle büyütülmesini canı gönülden destekliyorum zira televizyonlar yeterince köreltiyor onları, daha ne kadar dijital dünyaya direnebiliriz, onları daha ne kadar uzaklaştırabiliriz bilmiyorum ama bu ve benzeri aktiviteler oldukça işimiz biraz daha kolaylaşıyor gibi geliyor bana.

Buyrun bakalım;

İŞLİK KADIKÖY’DE ŞUBAT AYI
‘çocuk ve yetişkinlere günlük atölyeler’

Detaylı bilgi ve kayıt için :
Evren Kıvançer  05322673076

http://islikkadikoy.com/atolyeler/subat-2014-gunluk-atolyeler

‘sopalı kukla atölyesi’, 7-11 yaş, 40 TL
31 ocak 2014/cuma, 10.00-11.30
eşlikçi : Sedef Kermen

Bir karakter tasarım sürecindeki, farklı aşamaların deneyimlendiği bu atölye calışmamızda, çocukların sanatla kendini ifade etmekten zevk alması hedeflenmektedir. Çocuklar bu programda, farklı malzemelerle 3 boyutlu, karakterler yaratarak, figürün hareket mekanızmasını çözecekler ve canlandırabilecekleri  özgün oyuncaklarını yapacaklardır.

‘linolyum baskı atölyesi’, yetişkinlere,  150 TL
1 şubat  2014/cumartesi, 10.00-17.00
eşlikçi : Raziye Kubat


Bu atölye çalışmasında katılımcılar, linol ile tanışarak, linol plakaya görselin aktarımı, oyma işlemi yaparak; plakalardan baskı ve çoğaltım, alternatif/artistik baskı olanakları ile çalışmalar gerçekleştirecektir.

‘akordiyon kukla atölyesi’, 5-7 yaş, 40 TL
2 şubat  2014/pazar, 10.00-11.30
eşlikçi : Sedef Kermen

Bir karakter tasarım sürecindeki, farklı aşamaların deneyimlendiği bu atölye çalışmamızda, çocukların sanatla kendini ifade etmekten zevk alması hedeflenmektedir. Çocuklar bu programda, kağıt malzeme ile bir karakter tasarlayacaklar, akordeon mantığını kullanarak kuklanın hareket mekanızmasını çözecekler ve canlandırabilecekleri  özgün oyuncaklarını yaratacaklar.

‘içimizdeki kahramanlar maske atölyesi’, 7-11 yaş, 100 TL
2 günlük atölye çalışmasıdır, 14.00-15.30
2 şubat 2014/pazar-şekillendirme
4 şubat 2014/salı-boyama
eşlikçi : Gizem Gürsel

Bu atölye calışmasında cocuklar, motor becerilerini geliştirirken, içlerindeki kahramanları renkli hayal güçleri ile dışsallastırıp özgün birer maske yapacaklardır.

‘pop-up kukla atölyesi’, 7-11 yaş, 40 TL
3 şubat  2014/pazartesi, 10.00-11.30
eşlikçi : Sedef Kermen


 Bir karakter tasarım sürecindeki, farklı aşamaların deneyimlendiği bu atölye calışmamızda, çocukların sanatla kendini ifade etmekten zevk alması hedeflenmektedir.
Çocuklar konik kukla da dediğimiz teknik ile palyaço vb. karakterler tasarlayacaklar. Popup tekniği ile figürün hareket mekanizmasını çözecekler ve canlandırabilecekleri  özgün oyuncaklarını yaratacaklar.

‘hayatın sesleri müzik atölyesi’, 6-11 yaş, 40 TL
4 şubat  2014/salı, 10.00-11.30
eşlikçi : İlkay Yılmaz

Bu atolye calismasinda cocuklar, hayatin akisinda olan ve hep farkina vardigimiz seslerden olusan kucuk muziklerin yanisira esasinda arka planda devam eden ve buyuk bir  orkestra olusturan sesleri duymayi, dinlemeyi fark edip bu buyuk orkestraya dahil olmayi deneyimleyecekler. Ve bu sekilde her cocuk, kendi ozel muzik yolculugunu yapacaktir. 

‘sihirli baskı atölyesi’, 6-11 yaş, 40 TL
4 şubat  2014/salı, 10.00-11.30
eşlikçi : Güneş Acur


‘hayalimden kağıda baskı atölyesi’, 6-11 yaş, 40 TL
5 şubat  2014/çarşamba, 10.00-11.30
eşlikçi : Güneş Acur


Bu atölye çalışmasında çocukların; baskı resim tekniğini kullanarak negatif pozitif  kavramlarını öğrenerek farklı bakış açısı yakalaması amaçlanır. Çocuklar köpük panolara desenlerini çizerler. Eğitmen eşliğinde desenin konturları ısı yardımı ile yer yer çukur, yer yer yüksekte bırakılır ve dokusu belirlenir. Yüzey fırça, sünger  yardımı ile ister tek renk ister birden fazla renkle boyanır. Resim kağıdı boyalı yüzey ile örtüştürülerek el veya bir tahta kaşık yardımı ile yüzeyin baskısı alınır.

‘atık malzemelerin sesleri atölyesi’, 6-9 yaş, 40 TL
5 şubat  2014/çarşamba, 12.30-14.00
eşlikçi : Günay Acar

Bu atölye çalışmasında çocuklar, günlük hayatlarında farklı işlevlerle tanıdıkları ve sonrasında ‘atık’ olan malzemeleri kullanarak fonksiyonel müzik aletleri yaparken eglenceli dakikalar geçirecek ve sonrası kendi yarattıkları aletlerin ses olanaklarını keşfederek çalışma sonunda kendi müziklerini yapacaklardır.

‘stop-motion atölyesi’, 7-12 yaş, 45 TL
6 şubat  2014/perşembe, 10.00-12.00
eşlikçi : Fırat Bingöl-Endam Acar


“Stop Motion” durağan 3 boyutlu objeleri hareket edermiş gibi gösteren bir animasyon türüdür. Çocuklar için en önemlisi, stop motion tekniği ile birlikte fotoğraf çekmeyi öğrenmektir. Hikayenin devamlılığını, satrançtaki gibi, bir hamle yapmadan on hamle öncesini düşünebilmeyi kavratır. Bir diğer önemli nokta ise çocuğun grup içinde kendi fikirlerini dile getirme şansını elde etmesidir. Gruptaki bütün çocuklar söz sahibi olur.

 ‘içimizdeki kahramanlar maske atölyesi’, 7-11 yaş, 100 TL
2 günlük atölye çalışmasıdır, 14.00-15.30
6 şubat 2014/perşembe-şekillendirme
7 şubat 2014/cuma-boyama
eşlikçi : Gizem Gürsel

Bu atölye calışmasında cocuklar, motor becerilerini geliştirirken, içlerindeki kahramanları renkli hayal güçleri ile dışsallastırıp özgün birer maske yapacaklardır.


‘mum modelleme ile kolye ucu yapımı atölyesi’, yetişkinlere , 150 TL
9 şubat  2014/pazar, 11.00-17.00
eşlikçi : Ayşegül Türemen

Bu atölye çalışmasında katılımcılar,  mücevher yapımında kullanılan model mumu ile kolye ucu yapacaklardır. Bu çalışma sonrasında ortaya çıkan mum modeller, döküm tekniği kullanılarak, dışarıda bir döküm atölyesinde istenilen metale (bronz, gümüş, altın) dönüştürülecektir.

 * Atölye çalışmaları 8 katılımcı ile sınırlıdır.

Tüm okuyucularıma sevgiler...




27 Ocak 2014 Pazartesi

Karne Hediyesi

Karne heyecanının son bulduğu, sömestr tatilinin start aldığı şu günlerde miniklerin keyfine diyecek yok kanımca. Günlerce ebeveynlerinin başının etini yiyen yaramazlar biliyorum, tatil hayalleri ile yanıp tutuşan. Onlar da kendilerine göre çok haklılar tabi, koca bir dönem boyunca çalışıp, yoruldular. Sınav stresi, uyku bölünmesi, ödev telaşı gibi kaygılar taşıdılar minnacık bünyelerinde. Şimdi dinlenme zamanı. 
Bir çok ebeveyn karne hediyesi altında maddiyatı ağır olan şeyler aldılar çocuklarına, tabi bu kişiye göre değişen bir unsur ama oldum olası çocuğa özellikle karne hediyesi diye maddi yönü ağır basan hediyeler alınmasına karşıyım. Artık bende bir anneyim ve asla ama asla çocuğuma güzel not getirdi diye ve sanki bu bir lütufmuş gibi ona hediye şöleni yaşatmayacağım. Bu çok saçma. Hangimiz karne hediyeleri ile büyüyen bir çocukluk geçirdik ki ? Benim karne hediyesinden anladığım ve hafızamda yer alan şey; o tatili şehirden uzak yaşayan kuzenlerimle geçirmekti mesela, ohh benden mutlusu yoktu hemde. Manevi yönü ağır basan, ufak farklılıklar her şeye değer diye düşünüyorum. Tabi bunu en yakınlarıma bile anlatamıyorum, ama bu böyledir biline.
Minik kalpler için ufak bir araştırma yaptım, her şey çocuklar gülsün diye :) İstanbul'da çeşitli yerlerde miniklere özel etkinlikler var, bazılarını sizinle paylaşmaya karar verdim. Bizim kelebek daha çok ufak ama ben şimdiden onun karne aldığı günlerin hayali ile mutlu oluyorum.
İşte size miniklere verebileceğiniz şahane KARNE HEDİYELERİ :)

Türkiye’nin ilk çizgi film temalı yemek workshop’u (İstanbul)
Dünyaca ünlü Winx Club perileri, çocuklar için 26 Ocak’ta başlayıp Mayıs ayına kadar sürecek bir etkinliğe imza atıyor. Türkiye’nin en genç ve ödüllü şeflerinden Serkan Bozkurt’un kurduğu Maslak Chef’s Table Mutfak Akademisi’nde gerçekleşecek workshop’ta, Winx Club’ın çizgi filminden esinlenerek; cupkekler, minik kurabiyeler, pastalar, kokteyller hazırlayacak. Her birisine de Winx Perileri’nin ismi verilecek.
Ücreti: 150 TL
Bilgi için: chefstable.com.tr

Minik heykeltıraşlar iş başında (İstanbul)
Artık heykeller de hayatımızın bir parçası ve hatta oyuncaklarımız olabiliyor. PACE Çocuk Sanat Merkezi ve Akbank Sanat işbirliği ile gerçekleştirilen atölye çalışması, 7-14 yaş grubundaki çocuklara hayallerindeki oyuncak heykelleri yapma ve hatta bu heykellerle oynama imkanı sunuyor. Sadece 15 katılımcıyla yapılacak etkinlik 6 Şubat 2014, Perşembe saat: 14.00-15.30 ve 7 Şubat 2014, Cuma saat: 14.00-15.30 arasında gerçekleşecek.
Ücreti: 5 TL 
Bilgi: www.akbanksanat.com

Ali Baba’nın Çiftliği (İstanbul)
İki perdelik çocuk müzikali Ali Baba’nın Çiftliği, 27 Ocak Pazartesi saat 13:00’de Akatlar Kültür Merkezi’nde çocuk izleyicileriyle buluşacak. Sarıyer Sanat Tiyatrosu’nun bu keyifli oyununu Sabahattin Mutluer kaleme aldı. 60 dakika süren oyunda hayvanlara çok iyi davranan Ali Baba’nın çiftliğinin zalim baron tarafından ele geçirmek istenmesi konu ediliyor.
Ücreti: 20 TL
Bilgi: www.sariyersanat.com

PS4 turnuvasına hücuuum! (İstanbul)
24 -31 Ocak 2014 tarihleri arasında hafta içi günlerde karnesiyle Optimum Outlet İstanbul’un danışma bankosuna gelen öğrencilere sürpriz karne hediyeleri dağıtılacak. Ayrıca 06 Şubat 2014 Perşembe günü saat 13:00 ile 20:00 arasında PS4 Turnuvası düzenlenecek. Tüm PS4 meraklılarına duyurulur.

Haydi kış okulunda İngilizce öğrenmeye! (İstanbul)
Sömestr tatilinde eğlenirken öğrenmek isteyenler için British Side bir kış okulu hazırladı. Eğitim programının ilk haftası 27-28-29-30-31 Ocak 2014, ikinci haftası ise 3-4-5-6-7 Şubat 2014 tarihleri arasında Bağdat Caddesi’ndeki şubede gerçekleşecek. Eğitimler ise deneyimli ve ana dili İngilizce olan öğretmenler tarafından verilecek.
Ücret: İlk hafta 750 TL, ikinci hafta 1250 TL
Bilgi: www.britishside.com

Kanyon'da ücretsiz tiyatro şenliği (İstanbul)
BKM & Kelebek Yapım ortak yapımcılığında blacklight gösteri tekniği ile Kanyon’a özel olarak hazırlanan çocuk oyunu “Cesur Karabatak” 5-11 yaş arasındaki tüm çocuklara hitap ediyor. Oyun, 25-26 Ocak, 1-2 ve 8-9 Şubat tarihlerinde 12:00 ve 15:00 saatlerinde Kanyon Cinemaximum Salon 7’de ücretsiz sahnelenecek.