mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Hafta sonu Gezmesi

Bu hafta sonu maaile biraradaydık, eşimin ablasının daveti üzerine Küçükyalı da bir mekanda buluşmak için sözleştik. Oldum olası balık ve balık sofralarından çok hoşlanmışımdır, denizden pek hazetmem ama balık söz konusu ise gerisi teferruattır benim için. Eee bir de hamile olunca, insan ister istemez yükleniyor omega 3'e.

Mekan gezmesini, dışarda vakit geçirmesini hele ki yeni yerler keşfetmesini çok seviyorum. Eşimle bu konuda pek uyumlu bir çift olamasak ta; işin içine yemek girince dünyanın en uyumlu çifti ödülünü hak ediyoruz sanırım. Özellikle sevgili eşim gurmelik hususunda bir dünya markası. Her zaman bir ağız tadı vardır, çok fazla yemek ayırt ettiğinden neyi nerede ne şekilde yiyeceğini bilir. O da bende çok yoğun çalışanlardanız, eşimin eve iş getirmediği akşam yok neredeyse sanırım ben bu konuda ondan biraz daha iyi durumdayım bu yüzden hafta sonları bizim için çok önemli. Hafta içi o kadar yorgun oluyoruz ki hafta sonu zor kendimize geliyoruz. Bazen hafta sonu bile dışarı çıkmayıp, evimizde vakit geçirmeyi tercih ediyoruz. Bazen ise vur patlasın çal oynasın, ayarımız yok yani. Abarttığımız ve neredeyse aylarca dinlenemediğimiz çok fazla tarih sayabilirim sanırım :)

Bu hafta sonu gittiğimiz mekanın adı Cadde Balık. Kelimenin tam anlamıyla sofistike diye tanımlayabilirim ortamı, sahibinden tutunda güzel mönüleri hazırlayan aşçısına kadar. Tüm personel aile samimiyetinde, müşterilerle öyle ilgileniyorlarki... Kendinizi evinizde hissetmemeniz için hiçbir sebep yok, ohhh tam keyiflik anlayacağınız. Hele birde sevdiğiniz insanlar ile birlikteyseniz, yediğiniz içtiğiniz başka güzel...

Ulaşımı oldukça kolay üstelik, E-5'ten Küçükyalı'ya döndüğünüzde ana cadde üzerinde sağ tarafta kalıyor. Naif ve şık bir terası var, küçük masalar koyarak alanı daha kullanışlı hale getirmişler. Sımsıcak bir ortam karşılıyor sizi ilk adım attığınızda bu da ilk etapta artı puan kazandırıyor kişiye ki bu bence çok önemli bir durum. Her yer mis gibi, hijyen açısından benim gibi takıntılı olanlar gönül rahatlığı ile mekanı tercih edebilirler. Haa unutmadan çocuklu aileler için büyük bir avantajı var Cadde Balık'ın, çok iyi düşünülerek tasarlanmış bir oyun odası. Çocuklar gönüllerince enerjilerini boşaltırken anneler de keyifle sohbetin tadını çıkartabiliyor. Babalar her koşulda bunu başardığından onlara değinmeyeceğim :)

Balık yemekten hoşlananlar alın size şirin mi şirin bir balık lokantası işte. Hizmette sınır yok bende, gezdim gördüm beğendim :) Bu arada dondurmalı volkan yada volkanik (ismini tam hatırlayamasam da tadı damağımda) diye bir tatlı var, sanırım oranın special'i. Kesinlikle ama kesinlikle yemeden mekanı terketmeyiniz. Hele ki ben gibi hamile hanımlar, hem hafif hem çikolata soslu hem de dondurmalı daha ne olsun ayol... :)

Bizi güleryüzü ile ağırlayan tüm personele sonsuz teşekkürler, yediğimiz sofrayı donatan ve hünerini konuşturan Erhan Bilgin'e ise sevgilerimi iletiyorum buradan. Tekrar görüşeceğiz diyorum...

Hürriyet.com, hürriyet kelebek ve anneselşeyler.blogspot.com okurlarına sevgilerimle...

 
Sevgili Cem Aktaş'a bu güzel yemek için teşekkürler... Ve Sevgili Yasemin seni bir kez daha tebrik eder, göreceğin nice güzel başarılar dilerim... Bundan sonra şansın bol, yolun açık olsun...

 
Söz konusu yemek ise bir dünya markasıyız demiştim, değil mi ?

 
Birarada olabilmek, bunu başarabilmek kadar güzel bir şey yok !

 
İşte benim çekirdek ailem, Karnımdaki Köftem ve Canım Kocam...

24 Nisan 2013 Çarşamba

Hamileymişim ben (?)


Hamileymişim ben derken hiçte şirin olmaya çalışmıyorum bunda net olalım bir kere. Hiç abartmıyorum hamile olduğumu öğrendiğimde tam 7 haftalıktım. Biraz daha gitmeseydim ana haber bültenlerine konu olan ''karın ağrısıyla gitti, doğum yaptı'' haberinin ana malzemesi ben ve oğlum olacaktık... O derece... Bebek düşünmeyen en azından bu dönemde, planımızı şöyle 2-3 sene sonrasına saklayan bir anne-baba adayı idik eşimle. Ama bebeğimiz dedi ki; kusura bakmayın buna siz değil ben karar veririm, canım ne zaman isterse gelirim üstelik siz ne kadar önlem almış olursanız olun (!) Bu sebeple şuna çok inanıyorum bizim bebeğimiz çok hırslı çok kendinden emin çok güçlü bir köfte olacak, köfte diyorum çünkü biz onu öyle seviyoruz. Şimdilik kod adı KÖFTE...

Gelelim Köfte'nin varlığını ilk hissettiğim o güne... 4 Şubat 2013... Hayatım boyunca hiç bir özel günü unutmadım (bu yönümle gurur duyuyorum) ve şimdi o listeye bir de 4 Şubat eklendi. O günün her karesini hatırlıyorum. İnsan nasıl oluyorda hem sevinci hem üzüntüyü hem korkuyu hem mutluluğu hem endişeyi hem özlemi aynı anda yaşayabiliyor ? Yaşıyor ama... Hemde öyle bir yaşıyor ki, tarifi yok... Reglim gecikmişti ve ben hatta biz o kadar emindik ki, durumu hep strese bağladık. İşimin yoğunluğuna, hayatın can sıkan sebeplerine yorduk. Bir arkadaşımın baskısı üzerine eczanenin önünde durup sıradan gebelik testi aldık ve şirkete geldik, akşam olmasını bile bekleyemeden testi sabah sabah yaptım ve Allah'ımmmm o çift çizgi... O hayatımı değiştiren çift çizgi karada göründü. İnanamadım doğal olarak, bozuk bu dedim (!) Bozuk nasıl oluyor ise... Doğru hastaneye kan testi yaptırmaya dedim... Hemşire kanımı alırken hayat durdu, sanki kalbim atmıyor gibiydi... Test sonucunu beklemek ise tam bir işkence idi. Şirkete döndüğümde o iki saat içerisinde hastaneyi kesin 55 defa aramışımdır, nihayet öğle yemeği saatinde mail geldi. Geldi gelmesine ama o rakamlardan hiçbir şey anlamadım neyse ki yanımda kuzeni hemşire olan bir can dostum vardı da hayat yine kolaylaştı bana... Özge'min yaptığı telefon görüşmesi kulaklarımda çınlar hâlâ, aaa hamile demek... Kim ? Ben mi ? Ve hamileymişim ben... Ağladım, güldüm... Güldüm, ağladım... Çok sevdiğim, aşık olduğum adamdan ve benden bir can'ım varmış meğer tam yedi haftadır benimle olan... Planlanmayan bir bebek olduğundan elim ayağıma dolaşmıştı, aman Allah'ım ne yapacaktım ben ? Kariyerim henüz istediğim seviyede değilken, hayata dair yapacaklarım daha bitmemişken şimdi bir de ANNE mi olacaktım ben ? O gün anladım ki hayat her zaman planladığımız gibi gitmiyor hatta bazı şeyler olurken bize olsun mu diye sormuyor. Şu bir gerçek plansız olanın tadı çok ama çok başkaymış.

Şimdi tam 18 haftalık hamileyim, daha güçlü daha emin daha kendine güvenen bir anne adayıyım üstelik, hoş hâlâ endişe topu gibiyim ama olur o kadar demesini öğrendim hiç değilse.

Köftem ve ben çok mutluyuz, hareketlerini hissettikçe ona usulca ''iyi ki varsın, iyi ki geldin annecim'' diyorum. Ve ister inanın ister inanmayın Köftemle aramızda inanılmaz bir iletişim var.

Diyeceğim o ki; ben yüzümü RÜZGAR'a döndüm... Şimdi gelsin hayat bildiği ve istediği gibi...